Giriş
Küresel sistemin eşi görülmemiş jeopolitik sınamalarla, iklim krizleriyle ve yapay zeka devrimiyle şekillendiği bir dönemde, diplomasinin doğası da köklü bir dönüşüm geçiriyor. Bir yanda Hugo Grotius’un temellerini attığı uluslararası hukukun karşılaştığı meydan okumalar, diğer yanda hakikat ötesi (post-truth) çağın getirdiği dezenformasyon savaşları diplomatik aklın sınırlarını test ediyor. Türkiye ve Hollanda arasındaki 400 yılı aşkın köklü ilişkilerin bu yeni düzende nasıl derinleşebileceğini, kamu diplomasisinde gençliğin rolünü ve Hollanda dış politikasının “Tüccar ve Vaiz” ikilemine “Komutan”ın nasıl eklendiğini Hollanda Başkonsolosu Sayın Daan Huisinga ile konuştuk. Atlas Kulübü gibi gençlik inisiyatiflerinin de gündeme geldiği bu ufuk açıcı mülakat, geleneksel devlet aklının yeni nesil bir vizyonla nasıl harmanlanabileceğine dair çarpıcı ipuçları sunuyor.
Kamu Yararı İçin Köprüler İnşa Etmek ve “Pozitif Toplamlı Oyun”
SORU: Özel sektörde, enerji alanındaki kariyerinizden sonra kamu sektörüne geçiş yaptınız. Bir diplomatın kariyer yolculuğundan gençlere bakacak olursak; liderlik sadece krizleri yönetmekten ziyade, barışı ve inovasyonu inşa etmede nasıl sergilenmelidir?
CEVAP: Başlangıçta biraz somut bilgi edinmek istedim, bu yüzden Leiden Üniversitesi’nde okudum ve ardından London School of Economics’e gittim. Orada enerji politikaları uzmanlığıyla uluslararası ekonomi politik üzerine yüksek lisans yaptım. Ondan sonra Shell’de, Hollanda’daki bir yan kuruluş olan bir gaz şirketinde çalışmaya başladım. Bu tipik bir ticari şirketti. Birkaç yıl sonra şöyle düşündüm: “Bu güzel ama belki de kamu sektöründe, genel kamu yararına bir şeyler yapmak istiyorumdur.”
Böylece 1995’te Dışişleri Bakanlığı’na katıldım. Kamu yararına hizmet etmek güçlü bir teşviktir: Refahı, istikrarı, barışı ve zenginliği artırmak için çalışmak… Sırf vatanseverlikle hareket edip ülkeniz için en iyisini yapmak isteyebilirsiniz, ama bence çoğu diplomat daha evrensel bir değerin peşindedir. Diplomasi kültürü ilişkiler kurmak, köprüler inşa etmek üzerine kuruludur. Mutlak asgari düzey, yanlış anlaşılmaları önlemek için iletişim kanallarını açık tutmaktır; ancak azami versiyonu, ortak iyilik için birlikte çalışmaktır. Uluslararası arenada ‘sıfır toplamlı bir oyunda’ değil, ‘pozitif toplamlı bir oyunda’ yaşadığımıza inanıyorum. Birlikte çalışarak herkes kazanabilir.
İklim Diplomasisi, Enerji Güvenliği ve Ortak Gelecek
SORU: Hollanda tarımı, su yönetimi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi alanlarda küresel çapta öncü. Geleceğin akıllı şehirlerini tasarlarken, özellikle yaklaşan COP zirvesini de göz önüne alırsak, Hollanda ve Türkiye arasında yeşil teknolojinin hangi alanlarında en büyük potansiyeli görüyorsunuz?
CEVAP: Bu gerçekten de Türkiye’nin sürdürülebilirlik konusunda nasıl sorumluluk aldığını göstermesi için harika bir fırsat. İşbirliği potansiyeline gelirsek; Türkiye’de çok büyük bir potansiyeli olan ve şu an ivme kazanan açık deniz (offshore) rüzgar enerjisi konusunda çok güçlüyüz. Enerji güvenliği ile ilgili konularda da öyle. Daha fazla temiz enerji üretmeniz gerekiyor, ancak şebekenin de güvenilir kalması şart. Akıllı çözümler, dijitalleşme ve benzeri konularda iyiyiz. Hollanda’nın enerji tüketimini ilk incelediğimde verimlilikten çok etkilenmiştim. Kişi başına çok enerji kullanıyor olabiliriz, ancak tüketim modelimize göre bunu son derece verimli kullanıyoruz.
Hakikat Ötesi Çağda Dijital Diplomasi ve Bilgi Güvenliği
SORU: Bu ‘hakikat ötesi’ (post-truth) çağda dezenformasyon, uluslararası ilişkiler için asimetrik bir zorluk. Hollanda’nın stratejik iletişimine baktığınızda, algoritmik manipülasyonlara karşı toplumun güvenini korumada hangi dijital diplomatik araçları en etkili buluyorsunuz?
CEVAP: Bu son derece zor bir konu. Geçmişte biz ve Avrupa Komisyonu dezenformasyonu doğrudan çürütmeye çalıştık. Ancak bu muazzam kaynak gerektiriyor ve sonsuz bir kapasiteniz yoksa pratikte çoğu zaman işe yaramıyor. Şu an yapmaya çalıştığımız şey, kendi bilgi sağlama kalitemizi artırmak: Bilgiyi olgusal, hızlı, güncel ve erişilebilir kılmak.
Algoritmalar çok fazla hasara neden oluyor. Sosyal medya en derin insani içgüdülerimize ve dopamine oynuyor; sansasyona ve korkuya nesnel gerçeklerden daha hızlı tepki veriyoruz. Bu yüzden gençlere eleştirel düşünmeyi ve kaynakları karşılaştırmayı öğretmek çok önemli.
SORU: Yapay Zeka da yepyeni bir tür yanlış bilgi yaratıyor. Bu diplomasiyi nasıl etkiliyor?
CEVAP: Yapay zeka kulağa mantıklı gelen saçmalıkları yaymayı çok kolaylaştırıyor. Ancak bir fikir alışverişi ortağı olarak bizim için de vazgeçilmez. Kendi işimizde ChatGPT gibi harici platformları kullanmamıza izin verilmiyor, çünkü o zaman harici sunuculara giden diplomatik bilgileri sisteme girmiş oluruz. Şu anda kendi güvenli yapay zeka sistemlerimizi geliştiriyoruz. Yapay zeka kullanmaktan kaçınamayız çünkü son derece güçlü. Ancak tetikte kalmalı ve entelektüel tembellikten kaçınmalıyız.
Uluslararası Hukukun Sınavı, Reelpolitik ve Gençliğin Rolü
SORU: 400 yılı aşkın diplomatik ilişkilerle Türkiye ve Hollanda derin bir tarihi bağa sahip. Bu dostluğu genç nesillere aktarmak için Atlas Kulübü gibi üniversite inisiyatiflerinin nasıl bir rol oynamasını beklersiniz?
CEVAP: 400 yıllık sıcak ilişkilerimiz var. Türkiye’nin Avrupa’da bir yeri olduğuna inanıyoruz. Bu bağlara yatırım yapmaya devam etmemiz çok önemli ve toplumlar arası temaslar bunun için kritik. Bunun yapısal bir yolu Gümrük Birliği’nin yenilenmesidir. Ticaret 1612’de ilişkilerimizin temeliydi ve hâlâ öyle.
Gençliğe gelince: Sizler geleceksiniz. Genç nesil daha küresel odaklı, uluslararası standartları karşılaştırıyor ve bunları talep ediyor. Gençler demokrasinin ve güçlü bir sivil toplumun arkasındaki itici güçtür. Bu nedenle üniversitelerden gelen inisiyatifleri destekliyor ve öğrenci gruplarıyla temas kurmaktan mutluluk duyuyoruz.
SORU: Hollandalı Hugo Grotius’un temellerini attığı uluslararası hukuk sistemi, şu an jeopolitik güç değişimlerinin baskısı altında. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
CEVAP: Bu karmaşık bir gerçeklik. Hollanda gibi en büyük askeri güç olmayan ülkeler için uluslararası hukuk istikrar ve koruma sunar. Günümüzde ne yazık ki “güçlü olan haklıdır” anlayışına doğru bir kayma görüyoruz. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle bu netleşti. Avrupa askeri açıdan hâlâ ABD’ye çok bağımlı. Bazı şeylerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini bağırabiliriz, ancak bunu uygulayacak askeri gücümüz yoksa zayıf kalırsınız. Bu bağlamda, İHA’larında da gördüğümüz gibi kendi savunma kapasitesine sürekli yatırım yapan Türkiye’den öğreneceklerimiz var.
SORU: Spinoza’nın felsefesi Hollanda dış politikasını bugün nasıl etkiliyor?
CEVAP: Hollanda dış politikasında sık sık ‘Tüccar’ ve ‘Vaiz’ arasındaki dengeden bahsederiz. Tüccar; pragmatizmi ve ticareti temsil eder. Spinoza’nın etiğiyle bağdaştırabileceğimiz Vaiz ise; ahlakı, insan haklarını ve ilkeleri temsil eder.
Mevcut küresel iklimde, tüccar ve vaizin yanına bir ‘Komutan’a da ihtiyacımız olup olmadığı konusunda bir tartışma var. Kendimizi daha pragmatik olmaya ve saf bir Reelpolitik’e (gerçekçi politikaya) daha fazla girmeye mecbur buluyoruz. Ne yazık ki bu, bazen idealist ilkelere biraz daha az vurgu yapmak ve sırf şu an olduğu hâliyle dünyayla ilişki kurmak zorunda olduğumuz için sert güç siyasetine daha fazla odaklanmak anlamına geliyor.
Reporter: Timur Güneren
Sonuç
Avrupa’nın normatif gücünün sınırlarına ulaştığı ve jeopolitik fay hatlarının yeniden kırıldığı bu dönemde, Hollanda Başkonsolosu’nun da açıkça ifade ettiği üzere, Türkiye’nin kendi savunma kapasitesine ve İHA teknolojilerine yaptığı yapısal yatırımlar, askeri zafiyet hisseden Avrupa için “öğrenilmesi ve örnek alınması gereken” somut bir caydırıcılık modeli oluşturmaktadır. Bu gerçeklik ışığında, Türkiye-Hollanda ilişkileri klasik bir ikili diplomasinin ötesine geçmek zorundadır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve açık deniz rüzgar enerjisi gibi alanlardaki potansiyel ortaklıklar, salt ekonomik birer hamle değil; aynı zamanda iki ülke arasındaki kompleks karşılıklı bağımlılığı derinleştiren stratejik kalkanlardır. Diğer taraftan, yapay zeka ve algoritmik manipülasyonların ulusal güvenliği doğrudan hedef aldığı hakikat ötesi (post-truth) çağda, dijital kamu diplomasisi artık yalnızca bir “yumuşak güç” aracı olmaktan çıkmış, savunma mimarisinin asli bir parçası haline gelmiştir.
Tam da bu noktada, Hollanda Başkonsolosu’nun satır aralarında çizdiği vizyon; anarşik sistemde hayatta kalmak için Türkiye’nin sahada başarıyla uyguladığı “Komutan”ın (sert güç) caydırıcılığına, refahı artırmak için “Tüccar”ın (kompleks karşılıklı bağımlılık) kurumlarına ve yeni nesil asimetrik tehditlerle başa çıkabilmek için dijital diplomasinin “kapalı devre” bilgi güvenliğine aynı anda ihtiyaç duyan, hibrit bir devlet aklını temsil etmektedir.
Sonuç olarak; dış politikayı bu yeni “hibrit devlet aklı” üzerinden okuyabilen ve stratejilerini bu rasyonel zemine inşa edebilen aktörler, yalnızca bugünün krizlerini yönetmekle kalmayıp, geleceğin güvenli ve sürdürülebilir sistemlerini kuran asıl liderler olacaktır.
-Melike Sıla Tekin
Teşekkür;
Küresel diplomasinin dönüşümüne dair bu ufuk açıcı vizyonunu bizlerle paylaşan, gençliğin karar alma süreçlerindeki rolüne verdiği değeri samimiyetle gösteren Hollanda Başkonsolosu Sayın Daan Huisinga’ya ve mülakat sürecindeki desteklerinden ötürü Hollanda Başkonsolosluğu ekibine en içten teşekkürlerimizi sunarız.
Introduction
At a time when the global system is being shaped by unprecedented geopolitical challenges, climate crises, and the artificial intelligence revolution, the nature of diplomacy is also undergoing a radical transformation. On the one hand, the challenges faced by international law, whose foundations were laid by Hugo Grotius, and on the other hand, the disinformation wars brought about by the post-truth era are testing the limits of diplomatic reasoning. We discussed with the Dutch Consul General Mr. Huisinga how the deep-rooted relations between Turkey and the Netherlands, which span over 400 years, can be deepened in this new order, the role of youth in public diplomacy, and how the “Commander” has been added to the “Merchant and Minister” dilemma of Dutch foreign policy. This eye-opening interview, which also touched upon youth initiatives such as the Atlas Club, offers striking clues on how traditional statecraft can be blended with a next-generation vision.
Building Bridges for the Public Good and the “Positive-Sum Game”
QUESTION: After your career in the private sector, specifically in energy, you transitioned to the public sector. Looking at a diplomat’s career journey from the perspective of the youth; how should leadership be exercised in building peace and innovation, rather than just managing crises?
ANSWER: Initially, I wanted to gain some hard knowledge, so I studied at Leiden University and then went to the London School of Economics. I did a master’s there in international political economy with a specialization in energy politics. After that, I started working at Shell, at a subsidiary gas company in the Netherlands, which was a typical commercial company. After a few years, I thought: “Well, this is good, but maybe I actually want to do something in the public sector, something for the general public interest.”
So I joined the Ministry of Foreign Affairs in 1995. Serving the public good is a strong incentive: working to improve welfare, stability, peace, and prosperity… You might be driven purely by patriotism to do what is best for your country, but I think most diplomats pursue a more universal value. The culture of diplomacy is built on building relationships and bridges. The absolute minimum is keeping communication lines open to prevent misunderstandings; however, the maximum version is working together for the common good. I believe we do not live in a ‘zero-sum game’ in the international arena, but in a ‘positive-sum game’. By working together, everyone can win.
Climate Diplomacy, Energy Security, and a Shared Future
QUESTION: Dutch agriculture is globally recognized for its pioneering role in areas like water management and the European Green Deal. When designing the smart cities of the future, especially considering the upcoming COP summit, in which areas of green technology do you see the greatest potential between the Netherlands and Turkey?
ANSWER: This is indeed a great opportunity for Turkey to show how they are taking responsibility for sustainability. Regarding collaboration potential; we are very strong in offshore wind energy, which has a huge potential in Turkey and is currently gaining momentum. The same applies to energy security issues. You need to produce more clean energy, but the grid must also remain reliable. We are good at smart solutions, digitalization, and similar areas. When I first examined the energy consumption of the Netherlands, I was very impressed by the efficiency. We might use a lot of energy per capita, but we use it extremely efficiently relative to our consumption pattern.
Digital Diplomacy and Information Security in the Post-Truth Era
QUESTION: : In this ‘post-truth’ era, disinformation is an asymmetric challenge for international relations. Looking at the strategic communication of the Netherlands, which digital diplomatic tools do you find most effective in protecting society’s trust against algorithmic manipulation?
ANSWER: This is an extremely difficult topic. In the past, both we and the European Commission tried to debunk disinformation directly. However, this requires massive resources and often doesn’t work in practice unless you have infinite capacity. What we are trying to do now is improve the quality of our own information provision: making information factual, fast, up-to-date, and accessible.
Algorithms cause a lot of damage. Social media plays on our deepest human instincts and dopamine; we react faster to sensation and fear than to objective facts. That is why teaching young people critical thinking and how to compare sources is crucial.
QUESTION: Artificial Intelligence (AI) is also creating a brand new kind of misinformation. How does this affect diplomacy?
ANSWER: Absolutely. AI makes it very easy to spread plausible-sounding nonsense. However, it is also indispensable to us as a brainstorming partner. In our work, we are not allowed to use external platforms like ChatGPT, because then we would be inputting diplomatic information that goes to external servers. We are currently developing our own secure AI systems. We cannot avoid using AI because it is extremely powerful. But we must remain vigilant and avoid intellectual laziness.
The Test of International Law, Realpolitik, and the Role of Youth
QUESTION: With over 400 years of diplomatic relations, Turkey and the Netherlands share a deep historical bond. How do you expect university initiatives like the Atlas Club to play a role in passing this friendship on to younger generations?
ANSWER: We have 400 years of warm relations. We believe Turkey has a place in Europe. It is very important that we continue to invest in these ties, and people-to-people contacts are critical for this. A structural way to do this is renewing the Customs Union. Trade was the foundation of our relations in 1612, and it still is.
As for the youth: you are the future. The younger generation is more globally oriented, compares international standards, and demands them. Young people are the driving force behind democracy and a strong civil society. Therefore, we support initiatives coming from universities and are happy to engage with student groups.
QUESTION: The international legal system, whose foundations were laid by the Dutchman Hugo Grotius, is currently under pressure from geopolitical power shifts. How do you evaluate this?
ANSWER: This is a complex reality. For countries like the Netherlands, which are not the greatest military powers, international law offers stability and protection. Today, unfortunately, we are seeing a shift towards the “might is right” mentality. This became clear with Russia’s invasion of Ukraine. Europe is still militarily very dependent on the US. We can shout that certain things violate international law, but if we don’t have the military power to enforce it, we remain weak. In this context, we have things to learn from Turkey, which continually invests in its own defense capacity, as we see with its drones.
QUESTION: How does Spinoza’s philosophy influence Dutch foreign policy today?
ANSWER: In Dutch foreign policy, we frequently speak of the balance between the ‘Merchant’ and the ‘Minister’. The Merchant represents pragmatism and trade. The Minister, which we can associate with Spinoza’s ethics, represents morality, human rights, and principles.
In the current global climate, there is a debate about whether we also need a ‘Commander’ alongside the merchant and the minister. We find ourselves forced to be more pragmatic and to engage more in pure Realpolitik. Unfortunately, this sometimes means placing a little less emphasis on idealistic principles and focusing more on hard power politics simply because we have to deal with the world exactly as it is right now.
Reporter: Timur Güneren
Conclusion
In this period where Europe has reached the limits of its normative power and geopolitical fault lines are breaking anew, as the Dutch Consul General explicitly stated, the structural investments Turkey has made in its own defense capacity and drone (UAV) technologies create a concrete deterrence model that “needs to be learned and taken as an example” for a Europe feeling military vulnerability. In light of this reality, Turkey-Netherlands relations must move beyond classical bilateral diplomacy. Potential partnerships in areas such as the modernization of the Customs Union and offshore wind energy are not merely economic moves; they are simultaneously strategic shields that deepen the complex interdependence between the two countries. On the other hand, in the post-truth era where artificial intelligence and algorithmic manipulations directly target national security, digital public diplomacy has ceased to be merely a “soft power” tool and has become a fundamental component of the defense architecture.
Precisely at this point, the vision drawn between the lines by the Dutch Consul General; represents a hybrid statecraft that simultaneously needs the deterrence of the “Commander” (hard power) successfully applied by Turkey on the ground to survive in an anarchic system, the institutions of the “Merchant” (complex interdependence) to increase prosperity, and the “closed-circuit” information security of digital diplomacy to cope with new-generation asymmetric threats.
In conclusion; actors who can read foreign policy through this new “hybrid statecraft” and build their strategies on this rational ground will be the true leaders who not only manage today’s crises but also establish the safe and sustainable systems of the future.
-Melike Sıla Tekin
Acknowledgments;
We extend our most sincere thanks to the Dutch Consul General for sharing this eye-opening vision of the transformation of global diplomacy with us and sincerely demonstrating the value he places on the role of youth in decision-making processes, and to the Dutch Consulate General team for their support during the interview process.

